Köyümüzün Tarihçesi

 
EVCİLER KÖYÜ
TARİHÇEMİZ
Balıkesir toprakları üzerinde kurulmuş Karesi Beyliği bir Türkmen Beyliğidir.
Osmanlı Devleti Anadolu üzerinde gücünü gösterip, hakimiyetini kurunca Türkmenler düzensiz, programsız göçebelik hayatını bırakarak, belli bir hukuki düzenleme içinde “ Konar-Göçer”  hayata geçti.
Osmanlı Devletinin temel unsurunu teşkil eden Türkmenlerin bir kısmı da zaman içinde yerleşik yaşama geçerek tarıma başladı. Bunlar konar göçer hayat tarzını bırakmayan diğer Türkmen gruplar tarafından “MANAV” olarak isimlendirildi. Konar göçer oymaklara da “YÖRÜK” denildi.                             
16. yüzyılda yerleşik hayata geçmiş Oğuz boyları dışında aynı arazi üzerinde konar göçerliklerini sürdüren pek çok oymak da bulunmaktaydı. Yukarıda ismi geçen ve bugün bile aynı yerlerde pek çoğu aynı isimle anılan bu köyler “MANAV” olarak anılmaktadır.(Bizler de MANAV ismiyle anılan Oğuz boyuna akraba Türkmen gruplardan birisiyiz.)
 
1691 AŞİRETLERİ İSKAN TEŞEBBÜSÜ
Sekiz yüzyılı aşkın bir zaman İmparatorluğun çeşitli yörelerinde her yıl yaz aylarında  yaylaya, kış aylarında kışlığa giden konar göçer oymaklar, binlerce grup göç yolları üzerindeki yerleşik halka, toprak, ürün ve hayvanlarına sık sık zarar vermeleri, eşkıyalık yapmaları, bazen eşkıyalarla birleşerek devlete karşı gelmeleri bazen kendi aralarında savaş denecek derecede kavga etmeleri, zaman zaman devletin bu konar göçer oymaklara karşı önlem almaya, bazen de bunları baskıyla iskan etmeye zorladı.
Yörük Aşiretlerinden gelen şikayetler 1687 yılından itibaren gittikçe fazlalaşınca devlet bu şikayetlerin önlemini almak, her zaman iç sorun olan konar göçer oymakları zaptı rapt altına almak, kontrolü sağlamak için bunları iskan etmek istedi.
Bu iskan hareketi devlet için, devletin bekası için çok önemliydi. Devletin başı Avusturya harpleriyle oldukça dertte idi. Harpler  beklenenden, hesaplanandan uzun sürmüş, insan ve erzak, malzeme gerekmiş, erkek nüfus, yani çalışanların büyük çoğunluğu askere alınmış olduğundan ürün düşmüş, devletin ekonomik durumu sarsılmıştı. Üstelik devlet bu yöredeki vatandaşlarını koruyacak tedbirleri alamıyor, buralarda harpler nedeniyle işe yarar asker bulunduramıyor, yöre halkı daha güvenli  yerlere göçerliği, toprağı boş bıraktığı için toprak çoraklaşıyor, üretim yapılamıyordu.

Bütün bunları göz önüne alan devlet yetkilileri artık konar göçer oymakları iskan etmek zamanı geldiğine inanarak ve daha pek çok sebepten yola çıkılarak 1691 yılı başından itibaren çıkarılan bir dizi ferman, hüküm ve emirnamelerle Aşiretleri “Türkmenlikten çıkarıp” yerleşikliğe geçirilmesine, “toprağın şenlendirilmesi” için iskan ettirmek istedi.
 
Aşiretler 1691 yılı başlarından itibaren kendilerine bildirilen iskan yerlerine gelmeye başladılar. AYANLAR SÜLALESİnin de içinde bulunduğu 80 çadırlık bir grup Karaşikir(Karaşıh-Bekleme yöresi) mevkiine,  HATIPLAR SÜLALESİnin de içinde bulunduğu 100 çadırlık bir grup Kışla mevkiine(Gökçeler çevresi), HACELLER SÜLALESİnin de içinde bulunduğu 50 çadırlık bir grup Konak Yeri mevkiine(Kocaeli Yolu) yerleşdi ve burada yaşamaya başladı. Her Cuma günü Cuma Alanı dediğimiz yerde buluşup Cuma Namazları kılındı, sohbetler edildi, yemekler yendi ve böylelikle sülaleler birbirleriyle yakınlaştı. Sülale büyüklerinin ortak düşüncesiyle yakınlaşmayı arttırmak, daha düzenli bir hayata geçmek vb. için daha merkezi bir yere taşınmaya karar verildi. Bir çok yerler düş ünülüp, tartışıldı ve şu an köyümüzün bulunduğu yer oy birliği ile kabul edildi.
 
 Köyümüzün olduğu yerde Baldır Pınarının(Köy Pınarı) olması su sıkıntısına neden olmayacağından, topraklarının tarıma elverişli olması tarım ürünü yetiştirmeye engel olmayacağından, yerleşim için uygun olması ve arazisinin düz olması yerleşimi zorlaştırmayacağından uygun bulundu ve o sülalelerin yerleşim yeri oldu.
Ancak bu sülaleler gelmeden önce EVCİ isminde bir kişi ailesi ile birlikte yaşamaktaydı. Evci 1753 senesinde Bengi ve Habib isminde kardeşleriyle Yağlı Yurt mevkiinde yaşadıkları Yörük sülalesinden ayrılıp değişik mevkilere yerleşti. Evci Koca Nuri’nin evinin olduğu yere ev yaptı. Karaşikir mevkiinden, Kışla mevkiinde ve Konak Yerinde gelen sülaleler Evci ismindeki kişinin bulunduğu yere yani  Evciler   Köyünün olduğu yere yerleşti. Sülaleler ve Evci ismindeki aile çok kısa bir sürede birbirleriyle kaynaşıp, aralarında evlilikler yaptılar. Köyümüzün ismini de bu bölgeye ilk yerleşen kişinin ismini koydular. (Aynı zaman da Evci Dede o yörede yaşayan en yaşlı kişidir. )
Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa Valiliği sırasında aşiretlerin(sülalelerin) iskanıyla tam yetkiyle görevli “Anadolu Sağ Kol Müfettişi” olunca aşiretlere kuvvet kullanarak, katlederek iskanı gerçekleştirdi. Büyük bir kolluk kuvvetiyle 1861 de Balıkesir’e gelen Ahmet Vefik Paşa Karesi Sancağı hudutları içinde gezinmekte olan bütün konar göçer oymakların beylerini ve ileri gelenlerini çadırını kurduğu, bugün bile “Koca İskan” diye anılan yere çağırdı.
Durumu izah etti, gerekirse kaba kuvvet kullanacağını söyledi ve kullandı da. O gün bugündür bu bölgede ki bütün konargöçer aşiretler yerleşik hayata geçti. Evciler Köyü yerleşik hayata çok öncelerden geçmesine rağmen düşüncelerinde konup göçmek olsadı bile bu yaşanan olaylar bu düşüncelerin tamamen ortadan kalkmasına sebep oldu.
1860 –1870 den itibaren çadır yaşantısından uzaklaşmaya başlanıldı. Ekilecek araziler çevrildi, evler ve damlar yapıldı. Bu tarihlerde Ayanlar sülalesinin önderliğinde Aşağı Camiinin eski hali inşaa ettirildi ve  köy pınarı onarıldı.
 
1900 lü yılların başlarından itibaren köyden Balkan Savaşlarına, 1.Dünya Savaşına ve Kurtuluş Savaşına 90 kişi gider ve bunlardan ancak 4 tanesi geri döner. Köyümüze bu zaman zarfında dışarıdan bir çok kişi gelir. Kurtuluş savaşı sırasında, 1919 – 1922 ye kadar köy Yunan işgaline uğrar. Yunan kuvvetlerinin Osmanlar Köyüne karargah kurarları, Evciler Köyünden zorla ihtiyaçlarını karşılamak isterler, ancak müthiş bir şekilde köyümüzün direnişle karşılaşırlar. ( Evciler Köy halkının köyü’ne bağlılığı o yıllardan beri süregelmiştir, en güzel örneğide direniş örneğidir.)
Cumhuriyetin ilk yıllarında Bulgaristan’dan göç eden ailelerden 3–4 aile Balyadan köyümüze gönderilir. Daha sonra Cumhuriyetten önce Kürt Umar, Cumhuriyetten sonra Kürt Ferhat, Kürt Celal, Koca Laz, Laz İzzet, Laz Ferhat, Laz Dursun, Laz Mustafa, Laz M.Ali, 1960 yılında da Hidayet Demirci gelmiştir. Gelenlerin çoğu sanatkâr olup köyde iş tutarlar. Gelen Lazların çoğu 1935 yıllarında okulun ağaçlarını biçmek için gelir ve diğer dışardan gelenler gibi köyden evlenirler. O zamanlarda savaşta şehit olan kişilerin eşleriyle evlilik yaparlar. Özellikle dışardan gelen ailelerden ev yapımında faydalanılır.
 Eski düzende evler dam şeklinde, çamurdan yapılmış, üzeri sazlı görünümdeydi. İlk olarak Recep Çoban’ın başlattığı betonarme ev çalışması zamanla köyümüzde yaygın hale geldi.
1963 yılında Balya’nın köyleri içinde ilk defa Akbaş – Evciler arası karayolu olarak hizmete sunuldu.
1964–1965 yıllarında  Öğretmen Şükrü Bey tarafında ilk radyo köyümüze getirildi ve daha sonra da Mehmet Akyol köyümüze ikinci radyoyu getirdi.
Köyümüze ilk traktör 1965 yılında Subay Mehmet tarafından Havrandan getirildi.(Gazlı Ferguson traktör)
Köyümüze ilk arabayı 1970 yılının başlarında Recep Çoban getirdi.
Köyümüze il elektrik 30 Ağustos 1974 tarihinde geldi. 31 Ağustos 1974 tarihinde ise Kahveci M.Ali tarafından ilk Televizyon gösterimi yapıldı.  İlk Televizyonu Kahveci M.Ali adına 1973 yılında 6000 Türk lirasına İbrahim Sarıçam Almanya’dan alıp, köyümüze getirdi.
1970 li yıllara kadar tarlalar kara sabanla sürülürdü, 1975 den sonra kara saban kaldırıldı ve yerlerini motorlu taşıtlar alarak, tarlalar sürüldü.
1972 yılında bekleme – evciler arasındaki yol(eski yol) hizmete sunuldu.
1977 yılından önce evlerde çeşme yoktu, herkes su ihtiyacını mahalle aralarındaki çeşmelerden sağlıyorlardı, 1977 yılından itibaren evlere su bağlanmaya başlandı.
       
1985 – 1986 yıllarında eski yol kapanıp yeni yol açıldı. 1998 yılında Akbaş yolu asfaltlandı ve o esnada içme suyu depoya bağlandı. Köyümüz yollarına 3 defa asfaltlama yapıldı. 1. asfaltlama: 1987 yazında oldu. Asfaltlama şefi İbrahim Uğur yönetiminde, Burhaniye şantiyesinin asfaltlama ekibi asfaltı atar. Bu asfaltlama ekibiyle köyümüzden Nizamettin Yapıcıda çalışır ve köy üzerinde ki köprüleri yapar. 2.asfaltlama: 2001 yılında 3,5 milyar köy halkından toplanarak, 2,5 milyarda Köylere Hizmet Götürme Birliğinden destek alınarak attırıldı. Balıkesir Valisi Utku Acun asfalt yolun açılışına geldi. Valiye ve misafirlere köylü kahvesinde yemek ikram edildi. 3.asfaltlama: 2002 yılında oldu. Son iki asfaltlama çalışmalarında köyümüzden Ali Kocabıyık da görev aldı.
Balıkesir DSP Eski Milletvekili M.Güven Karahan’ın ve Eski İl Genel Meclis Üyesi Refik Kundakçının Önderliğinde 1997 – 2002 yılları arasında Köy Konağı ve Düğün Salonu İnşaatı için 4 Milyar, köy içi harcamalar için 8.5 Milyar, Okul onarımı için 20 Milyar, İmamevi yapımı, cami düzenlemesi için 100 ton çimento, 16 ton demir, 350 adet 80’lik boru desteği sağlandı.
Köyümüz 1 Mayıs 2001 tarihi itibari ile Balya İlçesinden ayrılarak İvrindi İlçesine bağlandı. Köyün İvrindi ye bağlanmasıyla okulumuz taşıma merkezi haline geldi.
Köyümüz 2001 – 2004 yılları arasında Tapu Kadastrodan geçti.
Köyümüzde 10 Eylül 2004 tarihinden itibaren çöp kovaları hizmete sunuldu. Çöp kovalarının hizmete sunulmasından önce 2004 yaz ayında köydeki bütün damların pis suları toprak altına yerleştirilen borularla köy dışına verildi.
2004 yaz ayından itibaren köyümüzün etrafında ulaşımı zor olan yerlere yollar yapılmaya başlandı ve birçok yere otomobille dahi gidilebilir duruma geldi.
2004 Haziran ayında Kavaklık dediğimiz yerin etrafı ilerleyen zamanlarda park yapılmak maksadıyla demir direk destekli örgü tellerle çevrildi. 2004 Aralık ayında ise yaklaşık 200 civarında fidan ekildi.
2005 Mayıs ayında mezarlığın önündeki yolun alt kenarlarına duvar yapılıp, ileriye yönelik mezarlığın önüne bahçe görünümünde park yapılması çalışmaları başlatıldı. Yine bu aylarda köyün değişik yerlerine yangın söndürme vanaları yerleştirildi.   
2005 yaz döneminde köprü genişletme çalışmaları başlatıldı. Köy hizmetlerinin ve Ali oğlu İsmail Sarıçamın destekleriyle 14 Haziran – 27 Haziran 2005 de Çatal Köprü genişletildi. Bu köprüyle beraber aynı tarihlerde Köy hizmetlerinin ve İbrahim Işık ( Bacak Mehmet’in İbrahim)’ in destekleriyle Cuma Alanının ilerisindeki köprü genişletildi. Mezarlığın altındaki gelinin para attığı köprünün genişletilmesi Temmuz ayı son haftası başlatılıp Ağustos ayı başlarında tamamlandı. Bu köprü M.Ali Işık ve Musa oğlu İbrahim Işık’ın katkılarıyla yapıldı. 10 Ağustos  - 24 Ağustos 2005 de ise büyük masraflar yapılarak Tahir Durak’ın katkılarıyla beklemeye giden yol üzerindeki Söğütçük mevkiindeki köprü nün genişletilme çalışmaları yapıldı.
2005 Yaz döneminde köylü kahvesinin pencereleri ve kapısı değiştirilip, plastik kapı ve pencere takıldı. İbrahim Özer’in katkılarıyla şadırvanın içine mermer döşenip, kapı ve pencereleri plastik kapı ve pencere’ye çevrildi.
2005 yılının Eylül ayında ileriye yönelik sokaklara parke taşı döşemek amacıyla bütün sokaklardaki taşlar, fazlalık kumlarlar toplanıp, genel temizlik yapıldı. 2006 yılının bahar döneminde köy meydanı komple kazılıp, su tesisatı ve yağmur sularının akması için borular döşendi, ardından Ağustos ayının başında ise aynı yerlere pis boru tesisatı döşendi.
2006 yılı bahar döneminde köy mezarlığının ön cephesinin bir kısmı çevrilerek, ağaçlandırma çalışması yapıldı. Ayrıca köyümüzün bir çok kısmında eski çeşmeler yıkılarak yeni çeşmeler yapıldı.
12 Kasım 2005 tarihinde köyümüzün bütün elektrik tesisatının değiştirilmesine yönelik çalışmalar başlatıldı ve 2006 yılının Nisan ayına kadar elektrik tesisatı döşeme işi tamamlandı, yaklaşık 350 adet yeni elektrik direği takıldı, eskileri söküldü ve takriben 400 milyar( 400 bin YTL) civarı para harcandı. Daha önceleri tek trafo ile çalışan köyümüz, şimdi ise çift trafo ile çalışmaktadır.
Köyümüzün alt yapı çalışmaları halen devam etmektedir. Kısa sürede bir çok yapıya imza atan, kalıcı eserler bırakılmasında öncülük eden, titiz ve fedakar çalışmalarından dolayı başta köy muhtarı Halil Ergin ve mesai arkadaşları Hasan(Sücatti) İşci, Hüseyin Dağlı, Hüseyin Semerci , M.Emin Semerci ve köy halkımıza ayrı ayrı teşekkür etmek gerekir.