Yapılar

KÖYÜMÜZDEKİ YAPILAR  
CAMİLER:

AŞAĞI CAMİ:İlk önceki hali 1870 li yıllar da yapıldığı sanılmaktadır. Caminin eski hali Ayanlar Sülalesinden İki birader Ayan Hüseyin ve Ayan Ahmet tarafından Müftü Musa Efendi (Sadettin Yaşarın dedesinin babası) zamanında yaptırılıyor. Bu üç zat öldüklerinde caminin yanına(şadırvanın olduğu yer) cenazeleri konuyor. Daha sonra mezarlar 1930 yıllarında Balya Kavak Alan Köyünden Öğretmen Ahmet Efendi tarafından “burada mezar olmaz” diyerek kaldırılmasına vesile olmuş. Caminin yanına 1960 yılında Çanakkaleli Minareci Cavit Usta tarafından minare yapılıyor. 1974 yılında eski cami yıkılarak, yeni cami yapılıyor. Caminin yapılması imece usulü yine köylünün ve Ayanlar sülalesinin katkılarıyla inşa ediliyor. Caminin ilk hocalığını Hatip Hoca yapıyor.
YUKARI CAMİ: İlk yapılışı 1972 yılında küçük mescit şeklindeydi. Daha önce Hacıların Odası olarak kullanılıyordu ve odadan döndürülerek köy halkı tarafından yapıldı. 1994 yılında ise Hüseyin İŞCİ(Taksi) önderliğinde Süleyman ALTIN ve birçok kişinin katkılarıyla yenisi yapılır. Şu an için kadrolu imam bulunmamaktadır.      

OKUL: Köyde eğitim – öğretimin tarihi bir hayli eskidir. Köyün daha önceleri merkez köy olarak yatılı okul kapsamına alındığı, okulunda bu amaçla büyük yapıldığı söylenilmektedir. 1928 Harf İnkılâbı öncesinde köyde eğitim – öğretim faaliyetleri cami çevresinde bulunan, daha önceleri Kuran Kursu olarak kullanılan binada başlatıldığı ve yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu eğitim – öğretim faaliyetleri 1904 yılında İbrahim Efendi tarafından başlatılmış ve sürdürülmüştür. 1928 Harf İnkılâbı ile beraber, köyde 3 yıl süreli eğitim – öğretim, eğitmen kontrolünde başlamıştır. Bu 3 yıl süreli eğitim – öğretim, okul yapılıncaya kadar cami yanındaki binada sürdürülmüştür. Evcilere yapılan okulun ilk yapılışı, tek katlı ve üstü sazlarla kaplı bir bina şeklindeydi. Evcilerde eğitim – öğretim 1930 lu yıllarda 5 yıl süreli hale gelmiştir. Şimdiki okul binası 1938 – 1942 yılları arasında yapılıyor ve 1942 yılında hizmete sunuluyor. Yapılan okulun o zamanın Türkiye sinde Yatılı Okul olarak planlandığı tespit edilmiştir. Fakat bu planlama gerçekleşememiştir. Okulumuz 1997 senesinde kapanmıştı, Ana Sol D Hükümeti zamanı DSP Balıkesir Milletvekili M. Güven Karahan'ın girişimleriyle aynı sene hemen açılıyor. Okulumuza Habibler, Gökçeler, Koca oba, Hüseyin bey obası köylerinden öğrenciler gelmektedir. Okul 1970 li yıllarda büyük bir tamirattan geçirilmiştir. 1983 yılında okulun eğitim – öğretim süresi 8 yıla çıkarılmıştır. 1999 yılından 2004 yılana kadar okulun iyileştirme çalışmaları devam etmiştir. 1990 yılında Okulun Bahçesine öğretmenler için 2 katlı lojman yapılmıştır. 2001 yılında o dönemin İl Genel Meclis Üyesi Refik Kundakçı önderliğinde Özel İdareden okula 20 Milyar katkı alınıyor ve bu parayla pencereler değişir, 1.kata kalebodur döşenir, bütün sıralar yenilenir ve açılışına Balıkesir Valisi Utku Acun gelir. 2002 yılında Burhaniye Aile Planlaması ve Ana Sağlık Ocağından Kalorifer Kazanı getirilip, kaloriferli ısıtma sistemine geçilir. 18 Milyar'a yakın masraf yapılır. 2004 yılında Muhtarlığın önderliğinde, köy halkının katkılarıyla okul duvarı ve avlu duvarları onarılıyor, duvarlar boyanıyor, kazan dairesi sıvanıyor ve 3,5 Milyar a yakın para harcanıyor. 2005 yılında Muhtarlığın önderliğinde yol tarafındaki okul duvarları sıvandı. Bu faaliyetlerle birlikte okulda eğitim – öğretimin niteliği günden güne artmaktadır.  
SAĞLIK EVİ:Sağlık evi olmadan önceki zamanlarda köyümüzde tecrübeli eski kadınlar ebelik yapıyordu. Eskilerden köyümüzde ebe olarak bilinen ve uzun süre ebelik yapan kişi Mehmetçi kızı(Nuri Ceylanın Annesi) dır. Tabi 1905 – 1930 yıllarında Nuri Hekim varken bütün sağlık işleriyle o ilgileniyordu. Daha sonra köyümüzde 1959 yılında Sevim Ebe(Sevim Çetin), sonra Şen nur Babayiğit ve Ayşe Cabbar Sağlık Evi olmadan görev yaptılar. Sağlık Evi 1990 yılında İrek Kıran dediğimiz mevki ye yapıldı. İlk ebesi Emine Kutluay'dır ve 14 sene burada görev yapmıştır. Sağlık Evi iki bölmelidir. Bir bölümü lojman bir bölümü de muayene odasıdır. 2004 Aralık ayında köyümüze yeni bir ebe gelmiştir.  
POSTANE:1974 Yılında İbiş Bakkala acentelik verildi ve bütün telefon konuşmaları buradan oldu. 1982 yılında Ahmet Gülcü muhtarlığında şubeye çevrildi.(o zaman manuel santralle çalışıyordu.) bu şube bir ara Zahir Yüksel ve Halil ... de görev yaptı. 1990 yılında telefonlar otomatiğe çevrildi.  
GENÇLİK ODASI:Önceki zamanlarda genellikle her sülaleye özel oda vardı ve bu odalarda akşamları toplanılıp, sohbet ediyor, çay içiyordu. Odalar o zaman kahve vazifesini görüyordu. Odaların sahipleri gelen misafirlere bakmakla yükümlüydüler. Köyümüzde bu tarihe kadar 10 oda tespit edilmiştir. Bunlar:
1- Hacellerin Odası
2- Köselerin Odası
3- Semercilerin Odası
4- Ayanların Odası
5- İmam oğullarının Odası
6- Hacı Osman Efendinin Odası
7- Bakkal Ahmet'in Odası
8- Fazlı'nın Odası
9- Hacıların Odası
10- Kürt Celal'in Odası Birçok oda ev, dam olmuş durumda. Uçar'ların yaptığı Hacıların Odası ise Cami(Yukarı Cami) olmuş durumdadır.
Şu anda tek ayakta duran oda Haceller'in Odasıdır ama kullanılmamaktadır. Şu anda kullanılan ve merkezi olarak tüm gençleri kapsayan oda 1984–1985 yıllarında, Marangoz Ahmet Özışık önderliğinde tüm gençler tarafından yapılır. Bu oda yapılmadan önce gençler bir süre Hacıların Odasında, bir süre Hacel lerin Odasında toplanmıştır. 2004 yılı yaz ayında odanın içinde ve dışında tamirat yapılıp, içi ve dışı plastik boya ile boyanmıştır. O aylarda 60 tane plastik sandalye alınıp, masalar yenilenmiştir. Yine o yaz ayı odaya vcd alınıp, 5+1 hoparlör sistemi kurulmuştur. 2005 yılı yaz ayında odaya buzdolabı alınıp, odanın önüne parke taşı döşenmiştir. 2005 yılı Ağustos ayında ise klima alınıp, Turkcell Süper Lig maçları Digitürk de izletilmeye başlanmıştır. Gençlik Odası, gençlerin kendi aralarında kararlar aldıkları, muhabbet ettikleri, yeni gençlerin topluma yetiştirilmesi için çalışmaların yapıldığı, düğün törenlerin yapılması için toplanıldığı, köy içi insan ilişkilerinin artması için ve köy organizasyonlarına destek için gençlerin bir araya geldikleri yerdir. Gençlik Efe Başı ve Bayraktar önderliğinde Gençlik Odasında toplanır ve toplantılar yapılır, gençlik kurallarına uyup uyulmadığı görüşülür.  
MUHTARLIK:      
DÜBEKLER:Köyümüzdeki çıkış tarihi tam olarak bilinmemektedir, bilinen dübeklerin çok eski olmasıdır. Daha önceleri taştan içi oyulmuş kazan gibi kapların içine buğdayın koyularak tahta dan tokmaklarla dövülmesiyle dübeğin vazifesi görülüyordu, yakın tarihimizde ise önceden öküzlerle şimdi ise eşek yardımıyla taş yuvarlağın döndürülmesi ile gerçekleştiriliyor. Dübeğin alanındaki dübeğin, açlık yerindeki dübeğin çok daha eski olduğu söylenmektedir. Daha önceleri okulun avlusunda da dübek olduğu bilinmektedir. Açlık yerindeki dübeğin Semerci Mehmet tarafında 1903 lü yıllarda yaptırıldığı sanılmaktadır. Sadece kesin olarak Zahirin evinin yanındaki dübeğin tarihi ve yapanı bilinmektedir. 1949 yılında İsmail Kayış'ın dedesi Ali Osman Kayış tarafından yazlık içinden mandalarla getirilmiştir. Ali Osman Kayış dübeğe nazar değmesin diye dikkatleri kendi üzerine çekmek için çıplacık soyunmuştur.  
SU DEPOSU:ANAP Hükümeti, Ahmet Kundakçı Muhtarlığında 1984 yılında imece usulü yapılmıştır. Sıvası YSE den usta takviyeli bizim ustalarla birlikte yapılmıştır. Alt tarafındaki küçük su deposu da 1967 yılında AP hükümeti, Ahmet Kundakçı Muhtarlığı zamanında yapılmıştır.  
GASLHANE(CENAZE YIKAMA YERİ)Ali Ömür tarafından yapılan cenaze yıkama yeri 10 Eylül 2004 de köy halkının hizmetine sunulmuştur.
KÖY PINARI:Köy Pınarının tarihi çok eskidir. Sülaleler köye göç etmeden önceki zamanlarda yabancılar tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Çünkü 1810 lu yıllarda ecdadımızın Evciler Köyü topraklarına gelmesine vesile olmuştur. Eskilerde Baldır Pınarı Olarak anılmaktadır. Köyümüzün en eski pınarıdır.
KEÇİ PINARI: Bu pınarı Manguç Mustafa(Ahmet Çoban'ın dedesi) 1910 lu yıllarda yaptırıyor. O pınarın olduğu yerlerde çok keçilerin bulunması ve oralarda keçilerin yatması sebebiyle pınarın ismi Keçi Pınarı kalıyor. Suyun başı Keçi Deresi içindedir. Çocukları ve yakınları tarafından birkaç defa onarım görmüştür.
AK PINAR: Su 1. Dünya Savaşı öncesi çam oluklarla Habibler başlarından getirilmiştir. 1. Dünya Savaşında su boruları zarara uğruyor ve suyun yönü değişiyor. O zaman suya Habiblerliler sahipleniyor. Habiblerliler ile Evcilerliler su yüzünden mahkemeleşiyorlar. Koç Molla İbrahim Muhtarlığı sonrası, Mehmet Çoban Muhtarlığında 1938 yılında kaynağının Habibler yakınlarında olmasına istinaden Evcilerliler mahkemeyi kaybediyorlar. Evcilerliler itiraz edip, Çamucundan çam olukları yapan kişiye mahkemede şahitlik yaptırıp, aynı sene mahkemeyi kazanıyorlar. 1. Dünya Savaşı sonrasında su toprak külünklerle getirilmiştir. 1951 de Demokrat Parti zamanı borular demir boruya dönüyor. Demir borularla su köy imkanlarıyla mahalle aralarına dağıtılıyor. 1974 yılında ise borular plastiğe dönüyor.  
MANEVİ YERLER: Anlatacağım dedeler hakkında kesin bilgiler olmamasından dolayı sizlere yaşlılardan duyduklarım bilgileri aktarıyorum. Bu dedelerin manevi alemde birbirlerini ziyaret ettikleri söylenmektedir. Bazı zamanlarda çocuklar bu dedeleri ziyaret edip, yağmur duası yapmaktadırlar.  
KIŞLA DEDESİ: Kışla mevki bir yerleşim birimiyken orada bir ağa hanımı ve Arap hizmetçisiyle birlikte yaşar. Ağa, Hacı ya gider. Bir gün hizmetçi hanıma, Ağam helva istedi der. Hanım da çobanın canı helva istiyor herhalde diye helva yapar. Helva yaptıktan sonra helva tabağı ortadan kaybolur ve hanım tabağı bulamaz. Yine bir gün hizmetçi ekin yığınına dayanarak ALLAH ALLAH ALLAH demeye başlar. Ağanın hanımı ne oluyor dediğinde, ağamın gemisi dalgalara kapıldı, yan yatıyor, ona dayanıyorum diye seslenir.”Hanım deli misin burada hiç deniz gemi yok” der. Hizmetçi elini ekin yığınlarının arasına daldırıp , bir balık çıkarır ve oracıkta ölür. Hanım onun deli olmadığını, molla birisi olduğunu anlar. Ağa artık hacıdan gelir. Hanım ağanın çantasında kaybolan helva tabağını görünce şok olur. Hemen kocasına sorar ve ağada şöyle anlatır: hacıda namaz kılarken sağa selam verdiğimde elinde sıcacık helva tabağıyla bizim hizmetçiyi görüyorum, sola selam verdiğimde kayboluyor . İşte bu anlatılan olayda Arap hizmetçinin Kışla Dedesi olduğu sanılmaktadır.  
DEDECİK: Bir rivayete göre bir zamanlar Habibler de yaşamış bir hekim olduğu söyleniyor. Bununla alakalı yaşanmış olayı da buraya ekleyebiliriz. Şamile Ninenin babası İsmail Dede öldükten 3 gün sonra mezarı kedi köpek eşdi (eşeledi, toprağı dağıttı) diye kazılıyor ve cesedin olmadığı görülüyor. Hemen İbrahim Efendinin oğlu Nuri Hocanın yanına gidiyorlar. Nuri Hocada onlara “İsmail dede öldükten 3 gün sonra mezarından kalktı ve dedesinin yanına yatırıldı” diye söylüyor.. Bu anlatılanlara göre orada İsmail Sarıçamın dedesi yani Haceli(Hacı Ali) olduğu ortaya çıkıyor.  
SARIYER DEDESİ:Büyük bir komutan olduğu söyleniyor. Mezarının olduğu yer 3 katlı duvar ile örülü, sanki kale gibi. Mezarının etrafında önce küçük çapta daire şeklinde bir duvar , daha sonra bir büyüğü, en dışta da daha büyük bir duvar şeklinde yapılmış